Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun aldığı tarihi kararla, 30 Mart tüm dünyada “Uluslararası Sıfır Atık Günü” olarak kutlanıyor. Üstelik bu kararın ardında, Türkiye’nin çevre vizyonunu küresel gündeme taşıyan güçlü bir diplomatik adım yatıyor. 2017 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılan Sıfır Atık Projesi, kısa sürede sınırları aşarak küresel bir çevre hareketine dönüştü. Türkiye’nin önerisiyle 2022’de BM Genel Kurulu’na sunulan teklif, 105 ülkenin oy birliğiyle kabul edildi ve 30 Mart, resmi olarak Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edildi.
GERİ DÖNÜŞÜMDE DEV BİR HAMLE
Sıfır Atık Günü’nün üçüncü yıl dönümü kutlanırken, uygulamada elde edilen başarılar bu vizyonun sahadaki karşılığını ortaya koyuyor. 2017’den bu yana uygulanan sistem sayesinde ülke genelinde yaklaşık 59,9 milyon ton geri dönüştürülebilir atık ekonomiye kazandırıldı. Bu atıklar arasında en büyük payı 29,3 milyon tonla kağıt-karton oluştururken; 7,8 milyon ton plastik, 2,9 milyon ton cam, 3,7 milyon ton metal ve 16,2 milyon ton organik atık dikkat çekiyor. Bu sayede yalnızca çöp miktarı azaltılmadı, aynı zamanda doğal kaynaklar da korundu. Örneğin, geri kazanılan kağıt ve karton atıklar sayesinde yaklaşık 500 milyon ağacın kesilmesi önlendi.
EKONOMİYE 185 MİLYAR TL’LİK KATKI
Sıfır Atık sistemi, ekonomik açıdan da Türkiye’ye ciddi katkılar sağladı. Geri dönüşüm uygulamaları sayesinde bugüne kadar elde edilen toplam ekonomik kazanç 185 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakam, ithal hammaddeye olan bağımlılığı azaltırken, sektörde on binlerce kişilik yeni istihdam alanı oluşturdu. Enerji, su ve ham madde tasarrufu da bu katkıyı daha da artırdı. Proje kapsamında bugüne kadar 2,6 milyar kilovatsaat enerji ve 819 milyon metreküp su tasarrufu sağlandı. Bu değerler, birkaç büyük şehrin yıllık tüketimine denk geliyor. Aynı zamanda 5,9 milyon ton sera gazı salımı önlenerek çevreye olumlu katkı sağlandı. Ülke genelinde 193 bin bina ve tesis, Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ne geçmiş durumda. Bu yapılar arasında kamu binaları, okullar, hastaneler, özel şirketler, AVM’ler ve sanayi tesisleri yer alıyor. Türkiye’nin 81 ilinin tamamında uygulama planları devreye alındı.