Kiel Üniversitesi ve Mısırlı bilim insanlarından oluşan araştırma ekibi, bölgenin suyla doymuş toprak yapısı nedeniyle geleneksel kazıların yetersiz kaldığı alanda uydu görüntüleri ve elektriksel tomografi yöntemlerini kullandı. Yapılan taramalar sonucunda yerin 3 ila 6 metre derinliğinde, yaklaşık 20 x 24 metre ölçülerinde ve Mısır’ın 26. Hanedanlık dönemine (Saitik Dönem) ait olduğu saptanan bir yapı modeli ortaya çıkarıldı.
NADİR ESERLER VE KRALİYET MÜHÜRLERİ GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
Yapı çevresinde yürütülen çalışmalarda bölgenin dini ve kültürel ağırlığını kanıtlayan çok sayıda önemli eser ele geçirildi. Arkeologlar, antik Mısır inancında merkezi önemi olan İsis, Horus ve Bes gibi tanrıların yanı sıra bölgeyle özdeşleşen tanrıça Ouajit’i tasvir eden muskalar buldu. Buluntular arasındaki en dikkat çekici parçalardan birini ise babun, şahin ve cüce tanrı Pataykos’un özelliklerini bünyesinde toplayan nadir bir melez muska oluşturdu. Ayrıca, muhtemelen resmi mühür olarak kullanılan ve Firavun III. Thutmose’un adını taşıyan steatit bir skarabe de keşfedilen eserler arasında yer aldı.
KUM TABAKASIYLA ZEMİN İSLAHI TESPİT EDİLDİ
Bilimsel incelemeler, antik dönem mimarlarının bölgenin istikrarsız ve sel baskınlarına açık yapısına karşı ileri düzeyde mühendislik çözümleri geliştirdiğini ortaya koydu. Yapının inşasından önce zeminin dengeyi sağlamak amacıyla özel bir kum tabakasıyla düzleştirildiği saptandı. Uzmanlar, bu titiz hazırlık sürecinin Nil Deltası’nın zorlu coğrafi koşullarında kalıcı bir yapı inşa etmek için hayati bir gereklilik olduğunu vurguluyor.
1500 YIL BOYUNCA KARANLIKTA KALDI
Araştırma, Buto yerleşiminde yaklaşık bin 500 yıl süren uzun bir kesinti yaşandığını da bilimsel verilerle kanıtladı. Bu kopuşun Nil Deltası’ndaki nehir yataklarının yer değiştirmesi sonucu bölgenin yaşanılamaz hale gelmesinden kaynaklandığı düşünülüyor. İnsanların bölgeye tekrar dönmesiyle birlikte eski yerleşimin doğusunda Helenistik ve Roma dönemlerine ait yeni mimari alanlar ve fırın kalıntıları inşa edildiği görüldü. Keşfedilen ana yapının kesin işlevi üzerindeki tartışmalar devam ederken, elde edilen bulgular antik Mısır’ın delta stratejilerini yeniden tanımlıyor.
