İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında oyuncu Hazal Kaya, Özlem Gürses Fatih Altaylı ve Ruşen Çakır ifade vermek için İstanbul Adalet Sarayı’na gitti.


‘SORULARI YANITLAMAYA GELDİK’

Gürses, “Savcı bey bilgimize başvurmak istemiş. Kendisine soruları yanıtlamaya geldik” dedi.
“120 BİN LİRA BAĞIŞLAMIŞTIM”
Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan Hazal Kaya;

“Haluk Levent 2020 yılında kendisi SMA’lı çocuklar hakkında yaptığı yardım faaliyetlerine ilişkin ben de aynı şekilde yardım faaliyetlerinde bulunmam sebebi ile bana telefonla ulaştı. Kendi benzer yöndeki faaliyetlerinden bahsetti ama somut bir yardım talebinde bulunmadı. Hem bu süreçte hem de sonraki süreçte kendisi ile hiç yüz yüze görüşmedim.
Deprem döneminde ben de her Türk Vatandaşı gibi yardımda bulunmak istedim o sırada Babala TV’nin canlı yayınını gördüğümde kendim
yayına katılmak amacıyla yayının yapıldığı ofise gittim. Buraya gitmem konusunda herhangi birinin çağrısı veya yönlendirmesi olmadı.
O dönemde hamile olduğum için çok duygusaldım zaten çok kısa bir süre sonra 11 Şubat tarihinde doğum yaptım ve sonraki süreçte bu tür etkinlik veya bir yayına katılımım söz konusu olmadı. Depremde birçok hamile kadın veya çocuk da etkilendiği için özellikle kendimi yardım etmek zorunda hissettim. Bu sebeple elimden geldiğince yardımlarda bulundum. AHBAP’a şahsen 120.000 TL bağış ben de yaptım. Yaptığımız bağışların bu şekilde Haluk Levent tarafından suistimal edilmesi sebebiyle ben de mağdurum. Güvenimizin bu şekilde zedelenmesi nedeniyle çok üzgünüm. Yaptığım bağışın nereye gittiğini öğrenmek istiyorum. Bu yönde ben de şikayet hakkımı gerekli olursa kullanacağım.” dedi.

“SORUMLULUK HİSSETMİYORUM, ÖZÜR DİLEMEYİ GEREKTİRECEK BİR ŞEY YAPMADIM”

Gazeteci Özlem Gürses ise ifadesinde, Haluk Levent ile herhangi bir tanışıklığı olmadığını belirterek, “Tweetlerimde genel olarak o dönem yoğun bağış toplayan AHBAP Derneği’nin ve birlikte çağrı yayınları yapan Babala TV organizasyonunun denetlenmesini önerdim. Haluk Levent’i yalnızca depremin üçüncü yıl dönümünde Hatay’dan direkt bağlantı ile canlı yayına konuk almıştık. Bu yayında kendisi ofis sandalyesinde lakayt bir tavır ile depremzedelerden bahsediyordu. Hal ve hareketlerini yanlış bulduğumu rejideki arkadaşlarıma iletmiştim. Yayın YouTube’da herkese açık şekilde durmaktadır. Hiçbir zaman yayınlarına katılıp kendileri için yardım istemedim. Eğer ben ve benim gibi diğer toplumun önünde bulunan kişilerin itibarını kullanarak bağış toplandı ise buna ilişkin tespitlerin ortaya çıkması ile bizzat şikayetçi olacağım. Devlet ve hükümet ayrımını bilirim. Devlet kurumlarına her zaman saygı duyar, işlerini yapmaları için gerekli desteği sağlarım. Ben herhangi bir kurumu parlatma çabası göstermedim. Bu nedenle sorumluluk hissetmiyorum. Ben özür dilemeyi gerektirecek bir şey yapmadım” dedi.
“CUZİ BİR MİKTARDA YARDIMDA BULUNDUM”
Gazeteci Ruşen Çakır savcılık ifadesinde, Haluk Levent’i şahsen tanımadığını, sanatçı olması münasebetiyle bir vatandaş olarak bildiğini söyledi.

Yaptığı bir habere ilişkin soru sorulan Çakır, “Haberi ben yapmıştım. O dönem depremin oluşturduğu üzüntü sebebiyle ve deprem bölgesinde bulunan yine meslektaşlarımızın bizlere yansıtmış olduğu durumlarla ilgili olarak AHBAP Derneği’nin depremzedelere ciddi yardımlarda bulunduğu söylemeleri sebebiyle bu şekilde haber yaptım. Herhangi bir şekilde para toplanmasına yardımcı olmadım. Tamamen bu yapılan haber o şartlarda bir durum değerlendirmesiydi. Şahsım olarak ve ailem tarafından da AHBAP Derneği’ne çok cüzi miktarda deprem bölgesine gönderilmek üzere yardımda bulundum. Haluk Levent ile hiçbir şekilde bir araya gelmedim. Bir organizasyonunda yer almadım. Savcılık makamı gerekli gördüğü takdirde HTS kayıtlarımı inceleyebilirler.” dedi.
“HALUK LEVENT’E ÇOK GÜVENMEZDİM”
Fatih Altaylı ise ifadesinde;
“Haluk LEVENT isimli şahsı ilk olarak 2021 yılında yapmış olduğum bir programda tanıdım. Kendisiyle ilk tanışıklığım bu program vesilesiyle oldu. Daha önce mesleğim itibariyle tabi ki kendisini bilirdim. Ama kendisinin bende olumsuz bir intibası bulunmaktaydı.
Çünkü kendisinin kumarbaz, dolandırıcılıktan hapse girmiş bir adam olarak bilirdim. Açıkçası kendisine de çok güvenmezdim. 2017 yılında AHBAP isimli bir dernek kurdu. Bu dernekle ben para topladığını bilmiyordum. Bu dernek vasıtasıyla hayırseverleri ihtiyaç sahipleri ile buluşturup bu insanlara da konser, etkinlik vb. gibi programlar düzenliyor olarak beliyordum. 2020 yılında ülke genelinde gerçekleşen orman yangınlarında AHBAP’ın ve Haluk LEVENT’in büyük çabaları oldu. Helikopter, uçak kiralayıp yangın söndürme faaliyetlerine fiilen katılıp çaba gösterdiler. Bu durum hem benim nazarımda hem de kamuoyunda AHBAP derneğine bir sempati oluşturdu. Toplum nazarında güven kazandı. En son 6 Şubat depremlerinde bu dernek vasıtasıyla yardımlar yapmaya başladı. Ancak benim bu dönemde de Haluk LEVENT ile ilgili şahsen soru işaretlerim devam etmekteydi. Kamuoyunda ve şahsen benim nazarımda hem orman yangınlarında yapmış olduğu çalışmalar hem de depremin yaşandığı ilk andan itibaren yaptıkları ile bu kişiler hakkında bir güven ortamı oluştu. Bu güven ortamı ile birlikte benim de AHBAP ile ilgili olumlu yönde söylemlerim olmuş olabilir. Ama bununla birlikte ben kesinlikle bu adamın geçmişinde kumar, mali suçlar gibi yüz kızartıcı olaylar bulunması hasebiyle bu derneğin kesinlikle çok iyi denetlenmesi gerektiğini savundum. Hatta bu konuda “Haluk çuvallamamalısın, süt gibi lekesiz görünmek zorundasın” minvalinde yazılar kaleme aldım. Bunun üzerine Haluk LEVENT benimle irtibatı kesti. Telefonlarıma cevap vermemeye başladı. Bende bu süreçten sonra derneğin ve Haluk’un bağımsız kuruluşlarca denetlenmesini her platformda söylemeye devam ettim. Son olarak birkaç ay önce Haluk LEVENT’in tekrardan gündeme gelmesi ile bir yazı daha kaleme aldım. Bu yazıda internet sitende hesap vermiyorsun, acilen uluslararası kuruluşlarca denetlenmen gerekiyor diyerek İç İşleri Bakanlığını da göreve çağırdım. Bu yazıdan sonra Haluk LEVENT bana “çok çok haklısın abim, 10 ay kadar önce denetim geçirmiştik. Düzenli denetleniyoruz. Denetim sonrası canlı yayınlarda tek tek kuruşuna kadar hesap vereceğim, sözüm söz bu mesaj da burada kalsın” şeklinde mesaj attı. Bende kendisine bu iş böyle olmaz. Büyük denetim firmaları ile çalışmalısın. Her şeyi açık ve net bir şekilde yayınlamalısın dedim ve bundan bir süre sonra kendisi gözaltına alındı. Süreci bende herkes gibi medyadan takip ettim.” dedi.
İşte ifadeye çağrılan isimler:
-Fatih Altaylı (YouTube Yayıncısı)
-Şahan Gökbakar (Komedyen)
-Ruşen Çakır (YouTube Yayıncısı)
-Hazal Kaya (Oyuncu)
-Özlem Gürses (YouTube Yayıncısı)
-Fatih Koparan (Sanal Medya Fenomeni)
