Osmanlı’nın beylikten cihan devletine geçişinin anahtarı: Bursa’nın fethinin 700. yılı


Osmanlı Devleti‘nin kurucusu Osman Gazi’nin hayallerini süsleyen, oğlu Orhan Gazi‘nin kuşatıp teslim aldığı Bursa‘nın fethinin üzerinden 700 yıl geçti.

Mart 1324’te beyliğin başına geçen Orhan Gazi, Bursa ve İznik üzerindeki kuşatmayı sıkılaştırdı ve 1326 baharında bütün kuvvetleriyle Bursa önüne gelip teslim olunmasını istedi.

Bunun üzerine Bursa tekfuruyla bir ahitnamesi üzerinde uzlaşılarak, Bursa teslim alındı. Fetihten sonra Osmanlı Beyliği’nin merkezi yapılan Bursa’da, Orhan Gazi tarafından gümüş sikke darbettirildi ve kalenin doğu tarafında cami, imaret, medrese, hamam ve kervansaraydan oluşan bir külliye yapıldı.

Bursa’nın fethi, beyliğin devlete dönüşümü için çok önemli bir adım, Orhan Gazi de bu adımı atan, Osmanlı’nın devlet olarak teşkilatlanmasını sağlayan asıl banisi oldu.

Orhan Gazi’nin ilk önemli hedefi, Bursa

İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feridun Mustafa Emecen, Bursa’nın fethinin 700. yılı dolayısıyla düzenlenen bir program için geldiği kentte, AA muhabirine, Bursa’nın tarihte çok önemli bir yere sahip, çok kuvvetli bir istihkam durumunda olduğunu söyledi.

Bilecik bölgesinde oluşturulan beylikten sonra Bursa’nın öneminin daha da arttığını belirten Emecen, şöyle konuştu:

“Çünkü Bizans’ın müdafaa kaleleri veya emniyet şeridi şeklindeki alan içinde Bursa, çok önemli bir yere sahip. Türklerin Sakarya adasına doğru yaptıkları akınları önleyebilmek amacıyla burada Bizans’ın 12. yüzyıldan beri çok kuvvetli istihkam oluşturmaya çalıştığını biliyoruz. Dolayısıyla 13. yüzyıl sonları, 14. yüzyıl başlarından itibaren bu bölgelerdeki Türkmen beyliklerinin ortaya çıkışıyla beraber bu durum, daha da sıkışık hale geldi ve Bizans, çok zor durumda kalmıştı.”

Emecen, özellikle Osmanlı’nın bulunduğu bölgede Osman Gazi’nin beylik oluşturmasıyla birtakım hedeflerin ortaya çıktığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu hedefler arasında en başta gelen yer, Bursa ve İznik oldu. Bursa’nın Osmanlı’nın radarına girmiş olması, daha ilk dönemlerden Osman Bey’in hayallerini süsleyen, tasavvuru içinde yer almış bir kent olarak nitelendirebiliriz. Kendisi zaman zaman kuşattı, sıkıştırdı, geri çekildi ama bilhassa 1310’dan itibaren yetkileri, yavaş yavaş oğlu Orhan Bey’e geçmeye başladı. Bu defa Orhan Bey, bu gazanın liderliğini ondan (Osman Bey) alıp onun koyduğu hedefler çerçevesinde, bu bölgedeki kalelere karşı yeniden bir fetih hareketi başlattı. İlk önemli hedefi Bursa olmuştur. O yüzden Bursa’nın ele geçirilmesiyle başlayan süreç, beyliğin devlete dönüşümü için çok önemli bir adım olacaktır.”

“Osmanlı kaynakları ile Bizans Kısa Kronikleri’nin buluştuğu, 1326 tarihidir”

Kuruluş dönemi kaynaklarına değinen Emecen, “Osmanlı kaynakları, 100-150 yıl sonra yazıldığı için çok detaylı bilgi vermiyorlar. Daha sonra menakıb tarzında, hikayeleştirerek bunları anlatıyorlar. Tarihçiler olarak, bunlardan birtakım sonuçlar çıkarmaya çalışıyoruz. Yan kaynaklar, yan varyantlar, Bizans kaynakları, paralar, kitabeler, vakfiyelerle beraber o bilgileri test ederek bir sonuç çıkarmaya çalışıyoruz ama tabii ki bunlar eksik. Pek çok dolduramadığımız boşluklar var.” diye konuştu.

Emecen, ???????Aşıkpaşazade’nin Yahşi Fakih Menakıbnamesi’nde anlattıklarıyla ana manzarayı, ayrıntılarına göre bir sıraya koyarak tarihlendirmeye çalıştıklarını belirterek, “Bunların hiçbirini test edebileceğimiz başka bir kaynak olmadığından çok ciddi manada bir tereddüt ve şüphe, her zaman bizim nezdimizde var. O yüzden ben asla kesin konuşmama taraftarıyım. Kesin tarihçilik, kalem tarihçiliğinde kesin konuşmak, doğru bir yaklaşım değil.” dedi.

Bursa’nın fetih tarihiyle ilgili netliğin problemli bir konu olduğuna dikkati çeken Emecen, şu bilgileri verdi:

“Çünkü dönemin kaynakları, Aşıkpaşazade’nin verdiği tarih ile Bizans Kronikleri’nin verdiği tarih ile çok uyum sağlıyor. Buna karşılık Osman Bey’in ne zaman vefat ettiğiyle ilgili bir karışıklık var. Aşıkpaşazade, Osman Bey’in Bursa’nın fethinden sonra vefat ettiğini ileri sürüyor. Bir yerde ise sanki fethetmeden önce ölmüş gibi gösteriyor. Bu tezatlar dikkatini çeken, ondan sonra gelen tarihçiler de bunu bir tarihe bağlama çabasında oldukları için bu tarihi, biraz daha erkene çekme eğiliminde olabiliyorlar. Şu anda mutabık olunan, yeni ve kesin bir bilgi çıkana kadar bu, Osmanlı kaynakları ile Bizans Kısa Kronikleri’nin buluştuğu, 1326 tarihidir. Bu tarihi benimsememek için şuan için bir mesele yok.”

“Devlet olarak teşkilatlanmasını sağlayan asıl banisi, Orhan Bey’dir”

Emecen, Osman Bey döneminde teşekkül eden beyliğin Bursa’nın fethiyle ve Orhan Gazi’nin iş başına geçmesiyle yeni bir döneme geçtiğini anlattı.

Bu dönemde Bursa’nın Osmanlı’nın devletleşme süreci içinde çok önemli kırılma noktası olduğunun altını çizen Emecen, şunları kaydetti:

“Şehir, Orhan Bey’in ele geçirmesinin hemen akabinde bürokratik bir geleneğe sahip olacak bir devlete doğru yavaş yavaş dönüşmeye başlıyor. O yüzden biz, Osmanlı Devleti’nin kesin olarak kuruluş tarihini arayacak olursak onu Bursa’nın fethiyle birleştirmemiz lazım. Çünkü Bursa darplı paralar var. O paralar, çok önemli. Osman Bey’in de parası var ama darp yeri, tarihi yok. Bursa, bir merkez olması ve tarihi olması sebebiyle o paranın ehemmiyetini bu manada çok artırıyor. Osmanlı Devleti’nin gerçek atası, Osman Bey. Hiç şüphe yok, adını verdi devlete fakat devlet olarak teşkilatlanmasını sağlayan asıl banisi, Orhan Bey’dir.”

Emecen, kuruluş dönemiyle ilgili pek çok rivayet olduğunu dile getirerek, “Aşıkpaşazade gibi dönemin kaynakları, onların anlattığı hikayelerle birleşen ve halkın zihin dünyasında gelişerek yayılan, Osman Bey’in vasiyeti gibi başka şeyler de var. Bunlar acaba gerçekten doğru mu, değil mi bilemiyoruz. Osman Bey’in, Şeyh Edebali’nin vasiyetleri var. Kaynaklarda hiç böyle bir şey yok. Bunlar, zannediyorum ki çok sonraları topluma faydası olsun diye genişletilmiş, uzatılmış metinler gibi duruyor.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA / Büşra Nur Yılmaz