Diz kireçlenmesinde yeni umut dize anjiyo


Türk Girişimsel Radyoloji Derneği (TGRD) tarafından Antalya’da düzenlenen ‘TGRD 2026 Ulusal Kongresi’nde, Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez ile bir araya geldim. Özellikle orta yaş ve üzerindeki kişilerde sık görülen ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen bir eklem hastalığı olan diz kireçlenmesinde, ameliyatsız yeni yöntem olan diz anjiyosunu konuştum. Bakın, Prof. Dr. Kılıçkezmez, neler anlattı…

DAMARDAN UYGULANIYOR
Prof. Dr. Kılıçkezmez’e göre diz kireçlenmesi uzun yıllar sadece kıkırdak aşınması olarak düşünülmüş. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalara göre; diz ağrısının önemli bir kısmının eklem içinde gelişen iltihaplanma ve buna bağlı yeni damar oluşumundan kaynaklanıyor. Prof. Dr. Kılıçkezmez, “Kıkırdak hasarı başladığında eklem zarında iltihabi bir süreç gelişir ve bölgede düzensiz, kırılgan yeni kılcal damarlar oluşmaya başlar.

Tıp dilinde ‘neoanjiyogenez’ olarak adlandırılan bu süreç, aynı zamanda ağrı sinirlerinin de eklem içine ilerlemesine neden olur. Bunun sonucunda ağrı hissetmeyen eklem dokuları hassas hale gelir. Daha önce sorun yaratmayan yürüyüşler, merdiven çıkma veya diz üzerine yük bindiren günlük hareketler bile ağrıya yol açabilir” dedi.

Diz kireçlenmesinde yeni umut damardan anjiyo | Video

AMELİYATSIZ TEDAVİ SEÇENEĞİ
Diz anjiyosunun bu noktada devreye girdiğini belirten Prof. Dr. Kılıçkezmez, “Yürürken, merdiven çıkarken hatta gece dinlenirken hissedilen diz ağrıları, günlük hayatı zorlaştırabilir. Son yıllarda girişimsel radyoloji alanında geliştirilen ve ‘diz anjiyosu’ olarak ifade edilen, tıbbi ismiyle ‘Geniküler Arter Embolizasyonu’ yöntemi ise diz kireçlenmesine bağlı ağrıları azaltmayı amaçlayan ameliyatsız bir tedavi seçeneğidir. Amacı, ağrıya neden olan anormal damar ağını ortadan kaldırmak” dedi.

EKLEM AĞRILARINDA DA UMUT
Son yıllarda damar embolizasyonu yöntemlerinin etkilerinin sadece diz kireçlenmesinde değil, kronik eklem ağrılarında da araştırıldığını belirten Prof. Dr. Kılıçkezmez, “Omuz kireçlenmesi, tenisçi dirseği ve bazı yumuşak doku iltihaplarında benzer damar tedavilerinin uygulanabildiğini gösteren çalışmalar var” dedi.

HANGİ HASTALAR İÇİN UYGUN?
PROF. Dr. Kılıçkezmez, diz anjiyosunun kimler için uygun olduğunu şöyle sıraladı:
■ Özellikle kronik diz ağrısı olan, ilaç tedavisinden, eklem içi enjeksiyonlardan veya fizik tedaviden yeterli fayda görmeyen hastalar.
■ Diz protezi ameliyatı için henüz erken olduğu düşünülen veya ameliyat olmak istemeyen kişiler.
■ Protez ameliyatı sonrası ağrısı geçmeyen hastalar.
■ En ileri dönem olan kemiklerin birbirine sürtündüğü dönemden önceki süreci yaşayan hastalarda; ağrı giderici etkisi uzun yıllar süren bir yöntem.

ANJİYOGRAFİ ÜNİTELERİNDE YAPILIYOR
İŞLEMİN hastanelerin anjiyografi ünitelerinde, lokal anestezi altında uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Kılıçkezmez, “Damar içine yerleştirilen ince kateterler yardımıyla diz çevresindeki damarlar görüntülenir. Ağrıya neden olan damar ağı tespit edildikten sonra, bu damarları kapatan özel tıbbi maddeler hedef bölgeye enjekte edilir. Bu maddeler, yalnızca iltihaplı dokuyu besleyen küçük damarları etkiler; dizin sağlıklı dokularını besleyen ana damarlar korunur. Bu sayede anormal doku hızla küçülür, beraberinde getirdiği hassas sinir uçları körelir ve eklem içindeki iltihap sönmeye başlar. Böylece ağrı sadece geçici olarak maskelenmez, ağrıyı üreten biyolojik fabrika tamamen kapatılmış olur” dedi.

UYGULAMADAN BİRKAÇ SAAT SONRA TABURCU EDİLİR
Hastaların, uygulamanın ardından birkaç saatlik gözlem sonrasında aynı gün evlerine dönebildiğini de söyleyen Prof. Dr. Kılıçkezmez, “Çoğu kişi ertesi gün günlük aktivitelerine geri dönebilir. Ağrıdaki azalma genellikle ilk birkaç hafta içinde hissedilmeye başlar ve etkinin artması birkaç ay içinde gerçekleşebilir. Minimal invaziv bir işlem olduğu için komplikasyon riski oldukça düşüktür” diye konuştu.

Sabah.com.tr Uygulamamızı İndirin

Uygulamalara Özel Ayrıcalıkları Keşfedin!